Neden değiştiremiyoruz?
bir süre önce merak edip taksim meydanından kalkan city travel bus denilen şehir turuna katıldım. otobüsün güzergahı taksim, haliç, eyüp, edirnekapı, yedikule, sultanahmet ve tekrar taksim. bu turlar şehrin tarihi yerlerini tanıtmak amacıyla yapılıyor güya, ama bizim turların iett otobüsünden bir farkı yok. yol üstünden geçerken çok uzak mesafeden görüyorsunuz anlatılan yerleri ve zaten turda rehber de yok, otobüsün koltuklarında şehir otobüslerindeki radyo sistemine benzer bir sistem var kulaklığı takıp dinliyorsunuz anlatılanları. ama otobüsün görünüşü tıpkı diğer ülkelerdeki gibi gayet janjanlı üstü açık, fiyatları da çok avrupai standartlarda. yerli 20tl turist 20€. inerken kimse memnun değildi bu tarihi geziden.
yedikule’de gezerken çok eski evler gördüm (onları nerde olsalar görürüm!). arkadaşım beğendiklerimin hepsinin büyük ihtimalle rum veya yahudi evleri olduğunu söyledi. evet bunun farkındayım. bizim eski yapılarımızın ahşap kaplama olanlar dışında güzel bir tarafı yok. olanları da yıkıyoruz nasıl olsa. Ama yeri geldiğinde acar soyundan gelen mimar sinan’ın yapıtlarıyla övünüyoruz. Daha ne kadar övünebileceğiz bilmiyorum ama tabi bir süre daha idare edebiliriz sanırım. bir tarih programında yanlış yerel yönetim uygulamaları sayesinde mimar sinan’ın bir çok eserinin yıkıldığını duydum, bravo dedim. bu kadar çok osmanlıyla gurur duyan bir toplum buna müsade edebiliyor. peki osmanlının nesiyle gurur duyuyor bu kadar insan? haremleri cariyeleriyle mi? öyle ya yapıtlar çok önemli değil. o zamandan bu zamana mimar sinan eserlerinde daha iyisi yapıldı mı? gökdelenleri bir marifet sanıyorsanız gökdelen projelerini tanıtan insanların devamlı ‘’ny de şu binaya çok benziyor, la daki gökdelenle birebir, tokyodaki bilmem ne townla aynı’’ dediklerini duymuşsunuzdur. ki o projelerde genelde yabancı mimarlar çalışıyor, zaten isimleri de genelde town lu öyle değil mi?
peki anayasamız? dayandığı ilkeler bakımından fransız ihtilali’nden itibaren gelişen ferdiyetçi ve hürriyetçi hukuki ve siyasi ideolojiyi temsil etmekte ve aynı zamanda siyasi fikir akımlarının tarihi gelişmesinden de faydalanan anayasamız, değiştirilemeyen anayasamız… evet fransa’dan aldık ama değiştiremiyoruz.
taklit kötü bir şey değildir; birçok şey birbirini taklit edip ve gelişerek ulaşıyor vardığı noktaya. ama biz toplum olarak kötü ve tembel bir taklitçiyiz. maalesef diyerek koyalım noktayı.
anaa, ben bu konuda ne çok şey demek istiyorum şimdi. üşenmesem yazacağım. bir ara üşenmeyeyim, he mi?
sinan efendi de zati bir rum’udu. genetik genetik :)
üşenmemelisin, hepsini dökülmelisin, bana destek olmalısın :)
taklit meselesinde yeni bir soluk. bkz: sertap erener hanımefendinin son klibi. arkadaş, bunca insan salak, hiç birimiz dünya müzik piyasasını da kliplerini de takip etmiyoruz. bir, siz akıllısınız. he mi!
ayçoksinirlendieea